|
Köyün ilk yerleşim yeri "Küçüklüören" mevki imiş. Kolunoğulları, Danoğulları ve Mayaoğulları ilk yerleşen sülâleler. İlkin 4 hane olarak kurulduğu söyleniyor. Bayındıroğulları sülâlesi Amasya-Bayındır Köyü'nden Halil Usta ve Hoyukoğulları'nında gelmesiyle nüfusu artmış.
Bir rivayete göre de; Cuma Fakı adlı bir menderese hocasının üç oğlundan büyük oğlu çobanmış, hayvancılıkla uğraşırmış. Köyün şimdiki yeri düz ve hayvancılığa elverişli olduğu için buraya yerleşmiş ve diğer köylere göre aşağıda olduğu için de, hemde babasından dolayı Aşağıcumafakılı denmiş. 160 senelik bir geçmişi olduğu söylenmektedir. Köy üç sülâleden meydana gelmiştir. Kibiroğulları, Hoyukoğulları, Haliloğullarıdır.
Yolu asfalt, telefonu otomatik, terkosu bulunan bağ ve bahçelik yeşil gelişmiş güzel bir köyümüzdür.
| Erkek Nüfus |
243
|
| Kadın Nüfus |
293
|
| Toplam Nüfus |
536
|
Halkının geçimi tarım, hayvancılık, meyve ve sebzeciliğe dayanır. Bir kısım insan da yurt dışında işçi olarak çalışmaktadır
Yıkılan ilkokul 1961, yeni ilkokul ise 1989' da, cami 1959, Sağlık ocağı 1992, Kur' an Kursu 1993' te yapılmıştır.
| Kız Öğrenci |
54 |
| Erkek Öğrenci |
41 |
| Toplam Öğrenci |
95 |
Şuan Sağlık Ocağında
Görev yapmaktadır.
Köy Mevki Adları:
Toraman, Çömçe, Kırpılıman, Çamurlu, Tozlu, Kurtdeliği, Yapacık, Hayoğlunun pınarı, Kalınbük.
Sülâleler:
Toylar, Kelleciğil, Kabakçığil, Delikamilgil, Halilustağil, Yörükler, Hacıoğlugil, Biberciğil, Gavurunoğlu, Kibirgil, Hoyukoğulları, Demirciler (Bu sülâlenin çocukları yaşamazmış. Yedi kapıdan demir toplayıp eriterek çocuklarına beşik halkası yapıp, takınca çocukları bir daha ölmemiş.,
Lakablar:
Deli,Çöt, İliç, Ökkeş, Gümbül, Topuç, Cemo, Çökeliğin Kız, Edecik, Yivli, Kibirgil, Cırıl, Şamayarak, Bidekkıç, Martbalağı, Naybu Durak, Küddün Necip.
En Çok Kullanılan Soyadlar:
Bayındır, Ünal, Elhan, Ülker.
Görev Yapan Muhtarlar:
Salim Akyüz, Halil Elhan, Halit Demir, Mustafa Aslan, Hamdi Elhan, Halit Demir, Kamil Duru, Salim Ünal, Mehmet Demir, Mecit Ülker (2 Dönem),Azmi Uyar.
| Görevli Muhtar |
Hasan Kaplan
|
Buzağı İken:
Eskiden köyde at yarışları çok yapılırmış. Yine böyle bir at yarışında herkes atlarıyla yarış alanına çıkmış. Adamın biride öküzünü yarışa getirmiş.
İçlerinden biri;
- Dayı ne yapıyorsun?
- Hiç öküz yarışa katılır mı? demiş.
Adam da:
- O buzağı iken pek kaçıyordu. Onun için bu yarışa getirdim, demiş.
Köye Has Yemekler
Uyutma: Çok lezzetli olur. Ana malzemesi süt ve incirdir. İncir meyvesi küçük küçük doğrandıktan sonra kaşıkla ezmesi yapılır. Üzerine hafif ısıtılmış süt konup, yoğurt mayalar gibi 10-15 dakika beklemeye bırakılır. Sonra tabaklara servis yapılır. Afiyet olsun
Mustafa Aşı: Her yemeğin bir adı vardır. Buna da "Mustafa Aşı" demişler niye bu adı verdiklerini bilmiyoruz. Ancak gelin size yapılışını kısaca tarif edelim. Buğdaydan yapılan "yarma" su ile iyice haşlanır. Hazırlanan sarımsaklı yoğurt haşlanmış yarmanın üzerine dökülür. Karıştırılır ve biraz sonra servis yapılır. Afiyetle yenir.
Gazi Bekir Bayındır’ın Anısı:
Bekir Bayındır, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak' m boynunda Kur-ân' ı Kerimle gezdiğini, hiç mermi değmediğini gözleriyle görmüş.Osman Özkaya'da Rus Harbi' ne katılmış. 12 yıl Ruslarda esir kalmış. Bir kuyuda saklandığı, bunu oradan bir Tatar kadının kurtardığı, gelirken bu kadını köye getirdiği, kadınla evlendiği anlatıldı. Bu kadından olan çocuklar hâlâ köyde yaşamaktadırlar.Köyden Mustafa Duru'da Çanakkale harbinde şehit düşmüştür. Bu köy şehitlerinin adları Mehmed Niyazi adlı yazarımızın çeşitli kitaplarında geçmektedi.r.
Deve Oyunu:
Özellikle kış günlerinde, daha çok Zemheri ayının on beşinde çetin soğukların olduğu günlerde odalarda yapılır ve oynanır. Halk bu günü "kuzuların koyunun karnına düştüğü gün" olarak bilir ve bu sevinci dile getirmek için oynatır. Bu geleneğe "Yüzü Yetme" denir.
Oyunun Malzemeleri: 2 adet yuvarlak küçük ayna, 1 kazma, 2 perde. 1 kilim, 2 mendil, ip.
Oynanışı: Oyunu yapacak kişi önce tek ağızlı kazmadan bir baş yapar. Kazmanın ucuna perdeyi insan başı gibi sarar. Aynaları kenarlarına gözü olarak takar. Mendillerden kulak yapar. Kilimin altına girerek dört ayaklı bir deve gibi elindeki kazmayı deve başs gibi sağa sola oynatır. Kilimin altında oynayanın sırtı deve hörgücü gibi durur. Deve şeklini aldıktan sonra davul-zurna veya tef eşliğinde oyun havasıyla oynamaya başlar. Bu oyunu 78 yaşlarındaki Muhittin Çakal oynatmaktadır.
|
|
Alaşım yanmadan tütünüm tüter
Havaya bulutun yağdığı gibi
Özüm ağlamadan, gözlerim ağlar
Nisan yağmurunun yağdığı gibi
Demir kapıda sürgü ile sürgülü
Siyah saçın sırma ile örgülü
Sana bu öksüzlük haktan vergili
Bir yüksek kayadan sıyrıldım indim
Mor menekşe gibi gülümü derdim
Senden ayrıldığımı kuzum yenice bildim
Yavrum oy! Yavrum oy!
Sarı çiçeğinen sararır dağlar
Kırmızı gülünen bezenir bağlar
Sılada yavrular ah çeker ağlar
Yavrum oy! Yavrum oy!
Gümüş ırbık süremedim ocağa
Ağca bebek alamadım kucağa
Kadir mevlâmın yakmadığı ocağa
Kimler yandıracak yavrum oy!
Saldığın mektubun ucunu yaktım
Bir efkar bastıda, yoluna baktım
Çok çiçek topladım koynuma soktum
Hiçbiri de senin gibi kokmuyor.
Yavrum oy! Yavrum oy!..
|
|